28 Eylül 2010 Salı

Neden Kaminetto

 

Hakkımda bölümünde açıklayamadığımı şimdi yazmak istedim. Bu blogtan önce başka bir blogta kamineto adını almıştım. Sonra bu bloga geçmeye karar verdim ama bu ad başkası tarafından kullanılmıştı. İlle de kamineto olsun dediğim için çift t kullanmak durumunda kaldım. Biliyorsunuz 54 yaşımdayım ve yazmaya yeni başladım.
Yedi sekiz yaşımdayken babaanneme gitttiğimizde kahveyi nasıl hazırlıyordu biliyormusunuz? Kilimin üzerine yere sağ dizi yukarıda sol dizi de allta otururdu hep. Büyük bir törenle, oval hasır selesini çıkarırdı. Selenin üzerinde ve zemininde  kanaviçe işlenmiş örtüler dururdu. Üst örtüyü kaldırınca teneke bir kutuda toz şeker, yine teneke bir kutuda türk kahvesi, yanyana dizilmiş minnoş fincanlar, fincanların tabakları üst üste(yer kaplamasın diye),bakır cezve, bir de kamineto dururdu(yani ispirto ocağı). Sadece kaminetoyu nasıl yaktığını hatırlamıyorum. Selenin olmazsa olmazı teneke gibi bir çay kaşığı.
Babamın anlattığına göre babaannem ve dedem pomakmış. Bulgaristan'dan İzmir Urla'ya gönderilenlerden.Islah çalışmaları nedeniyle galiba. Babam pomak olduklarını söyleyince babaannem çok kızardı.Ben o zamanlar hiç anlamazdım bu işleri. İki üç yıl önce bilgisayar kullanmayı öğrenince arama motorundan öğrenmiş oldum tabii ki. Pomaklar pomakça konuşan müslüman  bulgarlarmış yanılmıyorsam. Çok değişik insanlardı babaannem ve dedemler. Çok çalışkan ve modern görüşlülerdi. Hele babam yorulmak nedir bilmezdi. Hepsine rahmet diliyorum. Yani ben evlenmeden önce Urla nüfusuna kayıtlıydım. İşte kaminetto blogu böyle oluştu.
İki ay önce Ankara'da bir telekom şubesine yolum düştü. Sıramı beklerken önümüzden sarışın tıkır tıkır yürüyen bir hatun geçti. Eşime hemen; bu hatun göçmencik, bizden vallahi dedim. Numaratörden aldığımız numaramız da ona denk geldi. Göçmenmisiniz diye sorunca pomak olduğunu söyledi. Hemen muhabbete başladık. Dünya tatlısı bir hatun. Ama o soyunu biliyor, memleketinde akrabalarıyla halen görüşüyormuş. İlerde  bir kahve içmek üzere sözleştik ve ayrıldım ordan. İşte böyle...
Her şey rastlantı diyorum bu evrende.
KAMİNETTO adını çok seviyorum. Burnuma kahve kokusu geliyor,o yaşlarda arap olursun diye vermedikleri, benim içemediğim mis gibi kahve...
Bu yazıyı 29 eylül 2010 da yazmıştım.
Eklemek istediklerim oldu biraz önce...
Her şey ne kadar kıymetliymiş yıllar önce. Tek lüksümüz sadece teneke kutulardaki kahveleri içmek değilmiş. Şimdi fotoğraflarını ekleyeceğim çay takımı, annem evlenince dedemin Söke'li bir aile dostu tarafından, anneme düğün hediyesi olarak verilmiş. ne kıymetliydiler bilseniz...Senede üç gün çıkardı ortaya. Hemde ne törenle. Abimin ve benim doğum günlerimizde ve annemla babamın evlilik yıldönümlerinde. Çay içerdik büyük bir heyecanla, yanında kekimiz veya pastamız olurmuydu hatırlamıyorum hiç. Hatırladığım şey fincan takımının çıkarılmasıydı...
Şimdi annemin nikah yüzüğü, kelepçeli kol saati ve tam takım bu fincanlar bende duruyor. Oğluşuma geçmek üzere saklamıyorum hep bakıyorum.
 
 




2 yorum yap:

Adsız dedi ki...

O takimlarla cay icmeyi istiyebilirmiyim acaba?(bir gun!!!!)

Moonrose dedi ki...

Senın babaannen,benım anneannem.Ne tesaduf kamıneto en sevdıgım kelımelerden bır tanesı.aynen her sey gozumun onunde. Allah Rahmet eylesın hepsıne.

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More